Efecik, geçenlerde bana bir ayakkabı tarif ediyor ama nasıl heyecanlı ve iştahlı anlatıyor. Ben tabii anlamadım nasıl bir ayakkabı olduğunu.
Bir hafta sonu Kızılay’a gidiyoruz ama metro ile. Çok hoşuna gidiyor toplu taşım araçlarına binmek keratanın :) Tam karşımıza bir babasıyla bir çocuk oturdular. Çocuk, Efecikten büyük. Bizimki, direkt ayaklara bakıyor tabii :)
-
İşte buuu anne buuu !
-
O nedir Efeciğim?
-
Abinin ayaklarına bak !
-
Hmmm spor ayakkabıları çok değişikmiş Efecim
-
İşte ben bu ayakkabılardan istiyorum.
-
Nasıl yani? Bu bildiğimiz altı çivili futbol ayakkabısı oğlum.
-
Anne ben bu ayakkabıdan istiyorum. Herkesin ayağında var amaa :(
-
Hay deee…..
-
Alırız Efecim. Benzerini bulursak.
Ayakkabı, fosforlu turuncu renkte. Üstelik bağcıklı. Efecik nasıl bağlayacak. Hiç kullanmadık ki bağcıklı ayakkabı.
Ne yaptı etti, beni bir şekilde, bir ayakkabı mağazasına aynı akşamüzeri götürmeyi başardı. Bulduk, benzerini ama fıstık yeşili. Almam dedim. Rengi çok tuhaf. Kıpkırmızı oldu surat. Rest çekti bana. Ben de, siyah renkte yine çivili, ancak üzerinde, markasının fosforlu yeşil renkte basıldığı başka bir ayakkabı gösterdim. İstemez diye düşünürken, “tamam” dedi olur.
Ayakkabıyı aldık, geldik eve. Akşam, bize dedi ki, “çok heyecanlıyım ayakkabım için” ben de oğlum yanına al yat o zaman dedim. Baş ucuna koydu ayakkabıyı :) Bayram sabahı misali :)
Şimdi ne diyor bilin bakalım? Fıstık yeşili daha güzeldi :)