Ankan Ailesi Ankan Günlüğü Doğum Öyküleri Yazarlarımız
Ankan
Ankarada...
Hamilelik ve...
Bebek Çocuk ve...
Yardımlar

Hoş geldin dünyama, hoş geldin dünyam.....

Çok küçüktüm. Hiçbir şeyin farkında değildim. Nasıl evlenmiştim. Sen nasıl bize katılmıştın.

14 Nisan 1999 da eczaneden aldığım test senin müjdecindi. İnanılmaz güzel ve karışık duygular kaplamıştı yüreğimi. Sen benimdin. O güne kadar yaptığım en güzel şeydin. Şimdi önemli olan, tek vücut olduğumuz dokuz ay boyunca sana çok iyi bakabilmek, geleceğinin temellerini bugünden sağlamlaştırabilmekti. Daha küçücüktün. Seni kucağıma almama aylar vardı ama ben sabredemiyordum. Bilirsin annen çok sabırsız bebeğim. Mayısın ilk haftasında senle ilk defa doktorumuza gitmiştik. Yalnızca ikimiz.

19 - 26 Aralık tarihleri arasında hazır olmamı, sana kavuşabileceğimi söylemişti. Heyecanlı ve zorlu bekleyiş işte başlamıştı. İzmir'in sıcağı, mide bulantısı, hamilelik stresi, babanın sorumsuzca davranışları,asansörde kalmalar, hayatı çok acımasızlaştırıyordu bana. Dayanacak hiç gücüm kalmamıştı, artık gel istiyordum, sağlıcakla, huzurla, mutlulukla, birbirimize kavuşmak istiyordum. Cinsiyetini de merak ediyordum. Zaman hiç geçmiyordu. Allahıma yalvarıyordum, sağlıklı, sıhhatli, hayırlı evlat olsun da kız olsun erkek olsun fark etmez diyordum. Ama kendime de o zamanlar itiraf edemesem de biliyordum ki içten içe oğlum olsun istiyordum. Gücünden güç almak için..... İşte o gün gelmişti. Yine ikimiz doktora gitmiştik, yalnızdık, sen ve ben. Zaten hep öyle olmadı mı?

Doktorum hadi gözün aydın oğlun olacak dediğinde dünyalar benim olmuştu. Bu haber çok güzeldi, seni görebilmek hareketlerini ekranda takip edebilmek harikaydı ama bitmek bilmeyen sancılarım, hafif hafif kanamamın olması düşük tehdidiyle karşı karşıya getirmişti beni. 15 gün boyunca ayaklarım havada yatmam, hiç kalkmamam gerekiyormuş. Ne mümkün hiç yatamadım, hep ayaktaydım. Son beş - altı ay hep risk altındaydık annecim. Ha düştü ha düşecek dendi. Ama sende en az annen kadar inatçısın ve beni bırakmadın bebeğim. Benden çok şey gitti, olsun varsın geriye sen, en önemli şeyim kaldı. Annem demen, bana kıyamaman, sarılman, öpmen... iyi ki varsın annecim, iyi ki. Gitgide doğum vakti yaklaşıyordu, Aralık ayı gelip çatmıştı. Korkuyordum. Baban yine kendi halindeydi.(Neyse lütfedip de doğumuna gelmişti.) Bu arada ne bel ağrısı, ne başka bir sancı hiçbir şey yoktu belirti olabilecek. 49 kilo ile başladığım hamileliğim 56 kiloda idi. Kimse inanmıyordu hamile olduğuma. 26 Aralık günü (doğman gereken son gün) dr. gittim. Muayene etti ve ertesi gün hastaneye gitmemi ve NST ye girmemi söylemişti. Gittim. NST ye girdim. Beklememizin daha doğru olacağını söyledi dr. teyze ve senin rahatını bozup da gelmeni beklemek için eve geri döndüm. Bu arada sürekli ısrar ediyorum sezaryen istiyorum diye. Dr.um nuh diyor sezaryen demiyordu. 20. yüzyılı devireceğimiz gece de çok bekledim, gelmedin, milenyum çocuğu olmadın. Dr.umuzla randevulaştığımız gibi 3 Ocak ta muayenehaneye son olarak gittim. Her şey belli olacaktı. En son kontroller, tetkikler, muayene falan derken yine yarın hastaneye gelmemi ve NST ye gireceğimi söyledi.

Evet 4 Ocak sabah saat 9:00 ben hastanedeyim.11 de NST den çıktım ve öğleden sonra büyük ihtimalle sezaryenle seni alacaklarını söyledi dr. teyze. Elim ayağıma karışmıştı, ne yapacağımı bilemez olmuştum ama sevincimi anlatamam. Bir- iki saate kadar kucağımda olacaktın. O minicik kıyafetleri nasıl dolduracaktın. Meme emecektin. Eve gittim. Babanı aradım. Günlerdir hazır duran valizimizi tekrar kontrol ettim. Babaannenlere haber verdim. Baban eve geldi. Deden bizi almak için gelmişti. Babaannenler direk hastaneye gittiler. Hastanede buluştuk. Anneannen Kıbrıs da olduğu için yanımızda olamadı. Telefonlarla yanımızda olduğunu hissettirdi bize. Odamız biz gelene kadar hazırlanmıştı. Eşyalarımızı odaya bıraktık ve beni muayene etmek için (normal doğum olabilir mi diye) doğumhaneye götürdüler. Muayeneden sonra sancım ve açılma olmadığı için normal doğumun zor olduğunu, suni sancıyla senin içeride boğulma tehliken olduğunu, işi riske atmamak için direk sezaryen yapacağını söyledi dr. teyze ve biraz olsun rahatlamıştım.

Çok korkuyordum normal doğumdan, artık acı çekmek istemiyordum, gücüm kalmamıştı daha fazla acı çekmeye. Yeşil ameliyat önlüğünü giydikten sonra lavman ve hızlı hızlı yürüyüş..... ve i şte beklenen an ameliyathanenin kapısındayım. Babanı ilk defa ağlarken gördüm. Herkesi tek tek öptükten sonra o soğuk, buz gibi ürperten ameliyathaneye girdim. Doktorumuz, anestezi uzmanı, hemşireler, stajyer öğrenciler falan çok kalabalıktı içerisi. Ameliyat önlüğünü çıkarıp, ölçüp biçip boyadılar beni. Dilimde hep ne zaman uyutacaksınız sorusu vardı. En son hatırladığım dua ettiğim. 13:30 da ameliyathaneye girdim. 14:10 da sen dünyaya ve bize merhaba demişsin. Normal doğman gereken tarihten on gün sonra. Yani 9 ay +10 gün+10 gün lüksün bebeğim. 52 cm. 3200 gr. saçlı, tertemiz, iri iri gözlerinle, gözümü açtığımda karşımda duruyordun miniğim. İlk olarak oğlum oldu dimi diye sorduğumu hatırlıyorum. Sonrasında organlar kendini toplasın ve doğum göbeği kalmasın diye karnıma koydukları 50 kg.lık kum torbasının altında canımın çok yandığını.15:20 gibi ilk besinini memeyi aldın bebeğim. Çok huzurlu görünüyordun emerken ama ben.... Üç gün sonra (7 ocak Cuma) hastaneden çıktık. Evimize geldik. Huzur ve mutluluk getirdiğin yuvamıza.

Daha neler var annem senle paylaşacağım,anlatacağım. Hiç bir detayını atlamadan.

Bugün beş yaşındasın umarım mutlusundur, benle ve anneannenle yaşamaktan. Üzgünüm bebeğim daha adım atamazken. ayaklarının üzerine basamazken babasızlıkla tanışmak zorunda kaldın. Bazen, babanla ayrılacağımızı hissetmeme rağmen, sadece kendim için seni bencilce davranarak, kendim için dünyaya getirdiğimi düşünüyorum. Beni bağışla dünyam. Bir gün seninle her şeyi paylaştığımızda eminim bana hak vereceksin aşkım.

Tekrar hoş geldin dünyama dünyam.... Seni Çokkk Seviyorum Annecim.

 

Ayşegül Aygün
Geziyorum Eğleniyorum
Ayşegül Aygün
Ebru As
Derinlik
Ebru As
Gonca Sağlık
Doyasıya Anneyim
Gonca Sağlık
Gökçen Kaan
Anne Gözüyle
Gökçen Kaan
Gül Deliktaş
Âlâ
Gül Deliktaş
Müge Maraşlı
Psikolog Anne Olmak
Müge Maraşlı
Nimet Pamukçuoğlu
Nimet Anne
Nimet Pamukçuoğlu
Nurten Ortapolat
Ne Siyah - Ne Beyaz
Nurten Ortapolat
Pelin Gezeryel
Efeciğin Annesi
Pelin Gezeryel
Pınar Erentürk
123 Sobe
Pınar Erentürk
Sermin Kumdakçı
Çocuk Gelişim Bölümü
Sermin Kumdakçı
Tülin Akyıldız
Açık Kapı
Tülin Akyıldız
Umut Yaşar
Sevgi Çiçeklerimizin Armonisi
Umut Yaşar
Zeynep Yağız
Bir Alışveriş Bir Fiş
Zeynep Yağız