Ankan Ailesi Ankan Günlüğü Doğum Öyküleri Yazarlarımız
Ankan
Ankarada...
Hamilelik ve...
Bebek Çocuk ve...
Yardımlar

ÇOCUK ŞİİRLERİ

Dünya Çocuk Şiirleri Günü

Sevgili çocuklar, 22 Mart’in Dünya Çocuk Siirleri Günü oldugunu biliyor muydunuz?
Bugün, ülkemizde ve Birlesmis Milletler’e üye tüm ülkelerde bugüne özel yarismalar yapilmaktadir.

Merkezi Lieg (Belçika) sehrinde olan Uluslar arasi Dünya Çocuk Siirleri Örgütü oldugunu biliyor muydunuz? Iste bu Örgüt, 1978 yilinda 22 Mart’in Dünya Çocuk Siirleri Günü olarak kutlanmasini kararlastirmis ve bu konuda siirler yazilmasi için dünya çocuklarina çagrida bulunmustur..

Örgüt, çesitli konularda siirler yazilmasini istemistir.. Örnegin: Savasi Önlemek için Sözcükler, Barisa Çagri, Dünya Evimizdir, vb. Dünya çocuklarinin bu konularda yazdiklari siirler Lieg’deki Kongre Sarayi Salonu’nda sergilenir, bu siirler bir antolojide toplanir ve antoloji Birlesmis Milletler araciligiyla yarismaya katilan ülkelere gönderilir.

Her zaman siir okumaniz dilegiyle, size bazi çocuk siirlerinden seçmeler hazirladik.. Yasadiginiz tüm duygulari, siz de siir yazarak çevrenize yansitabilirsiniz..

Belki seçtigimiz siirlerden bazilarini biliyorsunuzdur, bilgi birikiminize yeni siirler de eklemeniz umuduyla.


UYANIN ÇOCUKLAR

Sabah, uyanir çocuklar
Pencereyi açarlar,
Ve günü boyarlar,
Gözlerinin rengine
Günese kosarlar...

Sabah, uyanir çocuklar
Uçurtma uçururlar,
Mavi gögün içine
Sicacik sevgilerle
Zamani unuturlar...

Gözlerim çocuk,
Ellerim çocuk,
Yüregim çocuk,
Çocuk olurum sabahlari
Uyanin çocuklar...

BÜLENT ÖZCAN

ÇOCUKLAR OLMASAYDI...

Çocuklar olmasaydi
Böylesine sevmezdim yasami
Böylesine umutlanmazdim
Böylesine sevinç sarmazdi yüregimi
Böylesine dayanmazdim aciya
Böylesine siirler yazmazdim...

Çocuklar olmasaydi,
Analar bu kadar güzel olmazdi...

BÜLENT ÖZCAN

TILKI ILE LEYLEK

Tilki hocanin iyiligi tutmus bir gün
Haci leylegi yemege buyur etmis
- Ama, demis tilki, bizde misafir
Umdugunu degil buldugunu yer.
Meger tilkinin cimrisi hepsinden betermis
Bir çorba çikarmis topu topu
O da sulu mu sulu
Hem nerden getirse begenirsiniz? Tabakta.
Leylek gagasiyla ugrasadursun
Tilki bitirmis hepsini bir solukta.
Leylek kizmis, ama çekmis sineye.
Bir zaman sonra
O da tilkiyi buyur etmis yemege.
- Hay hay, demis tilki, nasil gelmem?
Ben dostlara naz etmesini sevmem.
Tam saatinde gelmis.
Leylege türlü diller dökmüs.
Su güzel bu güzel,
Hele yemegin kokusu
Gel istahim gel!
Gerçi tilkilerin istahi
Pek nazli degilmis ama
Et kokusu baska seymis.
- Kusbasi galiba, demis
Bayilirmis etin böylesine
Hele kivaminda pismisine.
Derken yemek sofraya gelmis,
Gelmis ama nasil?
Kokusunu al, eti arada bul!
Dar bogazli upuzun bir çömlek içinde
Tam leylegin gagasina göre
Tilki burnunu burgu etse nafile.
Kismis kuyrugunu evine dönmüs.
Aç kaldigina mi yansin
Bir kusa rezil olduguna mi?
El alemi aldatanlar
Bu masal size:
Bir gün sizi de sokarlar
Kurdugunuz kafese.

LA FONTAINE
Çeviri: Sabahattin Eyuboglu


KIRLANGIÇ VE KÜÇÜK KUSLAR

Bir kirlangiç dünyayi geze dolasa
Çok seyler ögrenmis.
Atalarimiz ne demis:
"Bir seyler kalir çok görenin kafasinda."
Bizim kirlangiç önceden bilirmis
Büyük küçük bütün firtinalari,
Gemiciler ondan alirmis haberi.
Bir gün bir yerde kirlangiç bakmis,
Tarlasina, siram siram
Kenevir tohumu ekiyor köylünün biri.
Kirlangiç çagirmis küçük kuslari,
- Bakin, demis, sizin kuyunuzu kaziyor bu adam.
Bana göre hava hos, çeker giderim burdan,
Ama korkarim sizin haliniz duman.
Su elin savurdugu tohumlar yok mu,
Basiniza örülen birer çoraptir sizin,
Her attigi tohum bininizin öksesi,
Benden size söylemesi.
Günü gelip kenevir sicim oldu mu
Seyreyleyin size kurulacak dolaplari.
Ya ölüm, ya zindan gayri sizlere:
Kiminize kafes, kiminize tencere.
Onun için gelin, dinleyin beni,
Yiyin su tohumlarin hepsini.
Yaz günü kirlangici kim dinler,
Küçük kuslar diledikleri yemi yemisler.
Kenevir baslamis büyümeye yesil yesil.
Kirlangiç bir kez daha uyarmak istemis
Dünyadan habersiz küçük kuslari:
- Koparin, demis, bir bir koparin
Bu kötü tohumdan çikan yapraciklari.
Onla büyüdü mü kendinizi yok bilin.
Kuslar kirlangica kizmis,
- Aman ne som agizlisin, demisler.
Hem sonra kaç bin kus ister
Bütün o filizleri yolmak için?
Kenevir büyüdükçe büyümüs,
Kirlangiç, kuslari bir kez daha uyarmis:
- Bakin, demis, isler kötü,
Kötü tohum yurdunuzda aldi yürüdü.
Bugüne dek inanmadiniz bana, peki,
Ama bir gün baktiniz ki insanoglu,
Bugdaylari büyüyedursun tarlada,
Vakit bulmus kus avlamaya surda burda,
Kurmus aglarini dagda bayirda,
Siz küçük kuslari avlamak için.
Ya hiç çikmayin yuvanizdan,
Ya da göç edin baska yere:
Ördek, turna ne yapiyorsa
Siz de onlar gibi yapin.
Ama siz küçüksünüz, dogru,
Geçemezsiniz bizim gibi çölleri, denizleri.
Size göre is degil yeni dünyalar aramak.
Yapabileceginiz tek sey bence
Duvar deliklerine saklanmak olacak.
Kusçagizlar yorulmuslar kirlangici dinlemekten,
Baslamislar civil civil ötüsüp durmaya.
Tipki Troyalilar gibi, zavalli Kassandra
Baslarina gelecegi haber verirken.
Onlara olan bizimkilere de olmus.
Nice kafesler kuslarla dolmus.
Hep böyle kendi bildigimizi okuruz yalniz
Bela basimiza gelmedikçe inanmayiz.

LA FONTAINE
Çeviri: Sabahattin Eyuboglu

ÇOCUKLARIMA

Diyelim islik çalacaksin islik
Sen islik çalinca
Ne islik çaliyor diye sasacak herkes
Kimse çalamamali senin gibi güzel

Örnegin kiyiya çarpan dalgalari sayacaksin
Senden önce kimse saymamis olmali
Senin saydigin gibi dogru ve güzel
Hem dalgalari hem saymasini severek

De ki sinek avliyorsun sinek
En usta sinek avcisi olmalisin
Dünya sinek avcilari örgütünde yerin basta
Örgüt yoksa seninle baslamali

Say ki hiçbir isin yok da düsünüyorsun
Düsün düsünebildigince üç boyutlu
Amma da düsünüyor diye sassin dünya
Sanki senden önce düsünen hiç olmamis

Dalga mi geçiyorsun düsler mi kuruyorsun
Öyle sonsuz sinirsiz düsler kur ki çocugum
Düslerini som somut görüp sassinlar
Böyle bir dalgaci daha dünyaya gelmedi desinler

Dünyada yapilmamis isler çoktur çocugum
Derlerse ki bu isler biseye yaramaz
De ki bütün ise yarayanlar
Ise yaramaz sanilanlardan çikar

AZIZ NESIN

ÇOCUK DÜSÜ

Niye agaçlar konusmaz
Hayvanlar konusur da
Niye ormanlar seslenmez birbirine
Söyleyecek seyleri olur da

Niye çiçekler direnmez
Niye denizler mavi degil sari
Niye gemilerin egri çikar dumani
Özgürlüklere sokulur da

Niye ak kagidin üstünde kosan kalem
Balik çizer, gül çizer, günes çizer
Niye karanliklar düsümüze girer
Aydinliklar durur da

DOGAN ISIKSAÇAN


VAR

Agaci kiskanirim
Yemis yüklü dali var
Bahar olsun güz olsun
Ne güzel masali var

Imrenirim ariya
Petek petek bali var
Kondugu çiçeklerin
Pembesi var ali var

CAHIT SITKI TARANCI

KARANLIKTAKI HAZINE

Karanliga sevgiyle baktigim gece gördüm
Hala o güven sevinciyle uçmakta gönlüm
Süründügümüz bu çamur deryasindan uzak
Bu yerlere ugramamis bir bahar içinde
Gerçekten cennet misali bir dünya kuracak
Gürbüz nesiller büyüyor sagliklar içinde

Çocuklarimiz torunlarimiz var içinde

CAHIT SITKI TARANCI

DÖRT YAPRAKLI ÇIÇEK

Çikamaz çocuklugundan disari
Kimse.
Oynamamiz bundandir.
Kara toprakla binlerce yil.

Çikamaz çocuklugundan disari
Kimse.
Bundandir sevmemiz
kiraz agaçlarini.

Çikamaz çocuklugundan disari
Kimse.
Kardesligimiz bundandir
Mavi sularla binlerce yil.

Çikamaz çocuklugundan disari
Kimse
Bundandir inanmamamiz
Kocaman bombalara.

FAZIL HÜSNÜ DAGLARCA

BESINLER

Artik disiniz çikti der
süt vermez cici annemiz
Alir kucagina sever
Toprak ikinci annemiz

Besler bizi binbir ögün
Yemisler sebzeler her gün
Beni yanina götürün
Toprak ikinci annemiz

Hepsinden bir türkü bir ses
Bugday, dut kiraz, patates
- Haydi bana bir kavun kes
Toprak ikinci annemiz

FAZIL HÜSNÜ DAGLARCA

KITABIM

Kitap en iyi arkadas
Bana neyi sorsam söyler
Ne anlatsam en sonunda
Çalis, iyi, dogru ol der
Geceleri uyumaz o
Beni kaldirir erkenden
Okulum kadar güzeldir
Kitabi çok severim ben

FAZIL HÜSNÜ DAGLARCA

EVIMIZ

Evimiz dört odalidir
Hadi gezelim Tuncay
Yavas yavas hepsini

Konuk odasi süslü
Duvarlarda bezeklere baktikça
Giderim uzaklara ben

Yatak odasi hep uyur
Akça perdeleri inik
Tembel demez ona kimse

Yemek odasi büyüktür, güzeldir
Elma, armut, kavun kokar birazcik
Çiçek vardir masasinda

Oturma odasi iste, en aydinlik odamizdir
Benim en çok sevdigim yer
Burda ödev yaparim

FAZIL HÜSNÜ DAGLARCA
MINIK KUS

Mini mini bir kus donmustu
Pencereme konmustu
Aldim onu içeriye
Cik cik cik cik ötsün diye
Pirpir pirpir canlandi
Ellerim bombos kaldi

FAZIL HÜSNÜ DAGLARCA

SERÇE KUSU

Bu sabah bahçede karsima
Küçük bir serçe kusu geldi;
Havuzun tasina kondu,
Bir içti, bir dogruldu,
Nasil da korkuyordu.

Sen hiç korkma serçe kusu,
Suyunu rahat rahat iç,
Sihhat afiyetle uç,
Insanoglu çesit çesit
Bes parmagin besi bir mi?

NECATI CUMALI

CEPHEDE

Aslinda ben daha güzel ölürdüm
arka bahçede askercilik oynarken
tahta tüfegimle topraga uzanir
annemin sesiyle dogrulurdum hemen
-Çabuk kalk üstün kirlenecek hinzir!

Yerdeyim yine bak annecigim
n'olur kizma adimi çagir

SUNAY AKIN

ÇOCUK VE HÜZÜN


I
Ne zaman bir çocuk ölse
gözü evlerinde
annesinin kavurdugu
helvada
kalir

II
Yoksul bir çocuk görsem
yagmur altinda üsüyen
köprü olmak geçer
hiç degilse
içimden

III
Her aksamüstü oyuncakçi
camekanindan
çocuk ellerinin
izlerini
siler

SUNAY AKIN

AYDEDE-AYANNE

Aydedenin paltosunu
kim giydirir anne
Gözlügünü bastonunu
Kim bulup verir eline
Yildizlar mi verir
Yildizlar aydedenin
Torunlari mi anne

Aydedenin yemegini
Kim pisirir anne
Kim yikar çamasirini
Aynene mi yikar anne
Günes ates mi yakar
Bulutlar su mu döker eline

Aynenenin evi nerde
Gökte mi oturur yerde mi
Niye görünmez bize
Aynene öldü mü yoksa
Göge mi gömdüler onu
Yere mi anne

ALI YÜCEL

UYKU

Uykum gitti nereye
Yikanmaya dereye
Dön gel uyku n'olursun
Vücuduma geriye

ISMAIL UYAROGLU

ÇOCUK VE GÜNES

Günes en uslu çocuk
Çikmiyor bir gün olsun
Annesinin sözünden disari
Aksamlari erken yatip her gün
Erkenden kalkiyor sabahlari

ISMAIL UYAROGLU

OYUN

Sebzelerden sevdiklerim:
Havuç, domates, oyun.
Meyvelerden sevdiklerim:
Elma, seftali, oyun.
Bence en iyi besin oyun
Çünkü
Hiçbir sey yemesem bile bazen
Oynarken doyuyorum.

ISMAIL UYAROGLU

TOPUM

Bir topum var lastikten
Lastik degil çelikten
Ne yirtilir ne patlar
Vurdukça ziplar atlar
Atar oynarim hop hop
Ne güzeldir lastik top

YUSUF ZIYA ORTAÇ

ILKBAHAR

Bir senede dört mevsim var
Birbirini kovalar
Ilkbahar, yaz, sonbahar, kis
Çiçekli, karli bir akis
Ilkbaharda canlanir yer
Kirlar hep yesiller giyer
Döner geline her agaç
Süslü bir etektir yamaç
Dere akar çagil çagil
Kuzularla dolar agil
Simdi bakarsin gök nurlu
Simdi bakarsin yagmurlu
Günes bir dogar bir kaçar
Hava bir kapar bir açar

YUSUF ZIYA ORTAÇ

YIKANMA

Legene girdi mi Mine
Kendini ördek sanir
Annesi verir süngeri eline
Hiç aglamadan yikanir.

Her yikanisinda Mine
Biraz daha küçülür legen
Legen mi küçülür dersiniz
Yoksa Mine mi büyür?

RIFAT ILGAZ

KIS

Bembeyaz oldu ortalik
Kisin da baska tadi var
Hava bir parça karanlik
Her yanda buz tutmus sular

Gel biz de söyle kocaman
Bir kardan adam yapalim
Eger düsmekten korkmazsan
Buzun üstünde kayalim

VASFI MAHIR KOCATÜRK

PAPATYA

Bahar olsun da seyredin
Nasil süsler bayirlari
Zümrüt gibi çayirlari
Yüzü gülen o incecik
Gelin yüzlü papatyalar
Altin gözlü papatyalar

Yapraklari kivir kivir
O da ayri bir güzellik
Hem güzel hem de nazlidir
Gelin yüzlü papatyalar
Altin gözlü papatyalar

TEVFIK FIKRET

KUSLARLA

Kuslar uçar,
Ben kosarim.
Onlarin kanatlari var,
Benim kanadim kollarim.
Kuslar kanadini çirpar,
Ben de kolumu sallarim.
Uçun kuslar, uçun kuslar,
Hepinizle yarisim var.

TEVFIK FIKRET

KÜÇÜK ASKER

Küçük asker, silah elde
Kahramanca ilerliyor
Karsisinda bütün belde
"Kahramanim, yasa!" diyor...

Küçük asker, küçük asker!
Vatan senden hizmet ister.

Vatan için çeker emek
Herkes; bu borcu herkesin.
Vatan demek ninen demek,
Sen nineni sevmez misin?..

Küçük asker, küçük asker!
Vatan senden sefkat ister.

Vatan senden hayat umar,
Sen yasarsan o canlanir;
Vatan için ölmek de var,
Fakat borcun yasamaktir...

Küçük asker, küçük asker!
Vatan senden kuvvet ister.

Minimini omuzlarin
Tasiyacak yarin tüfek;
Tüfek degil, vatan yarin
O omuza yüklenecek...

Küçük asker, küçük asker!
Vatan senden gayret ister.

Küçük asker dinle bunu:
Sakin bosa silah atma;
Kilicini, kursununu
Haksizliga karsi sakla...

Küçük asker, küçük asker!
Hak da senden kuvvet ister.

TEVFIK FIKRET

AGUSTOS BÖCEGI
ILE KARINCA

Karincayi tanirsiniz
Minimini bir hayvandir
Fakat gaayet çaliskandir
Gaayet tutumludur, yalniz
Pek hodgamdir, bu bir kusur:
Hodgam olan zalim olur.

Bir gün agustos böcegi
Tembel tembel ötüp durmak
Neticesi aç kalarak
Karincadan görecegi
Bürudete bakmaz, gider
Bir lokma sey rica eder
Der ki: - Aciyiniz bize
Coluk çocuk evde açiz
Lanenize muhtaciz.
Karinca bir yüreksize
Layik husunetle sorar:
- Aç misiniz? Ya o kadar
Uzun, güzel günler oldu.
O günlerde ne yaptiniz?
Böcek inler: - Açiz, açiz
Bakin benzim nasil soldu
O günlerde gülen, öten
Sazla, sözle eglenen ben
Bugün bakin ne haldeyim!
Vallah açiz, billah açiz,
Halimize aciyiniz!
Karinca eglenir: - Beyim,
simdi de raksedin, ne var?
'Yazin çalan kisin oynar.'

Tevfik Fikret

KÜMES

Tavuklar haykiriyor
Gidak gidak git gidak
Nasil boyun kiriyor
Su çapkin horoza bak

Baba hindi kabarmis
Ne büyüklük ne gurur
Hep kendini yaz ve kis
Böyle metheder durur

Yine yalpa vurarak
Dolasiyor ördekler
Su basinda durarak
Karsiya yüzecekler

Kazlarin hiç doymayan
Kursaklari ambardir
Çekilir mi bu hayvan
Ne çirkin sesi vardir

YASAR NABI NAYIR

OYUNCAKÇI AMCA

Oyuncakçi amca,
Ne çok oyuncaklarin var;
Top, tank, tüfek, tabanca...
Gövdem titriyor,
Onlara bakinca!

N'olursun oyuncakçi amca,
Bundan böyle bizlere,
Oyuncak tüfekler yerine,
Ak yelkenli bir gemi,
Bir de süslü bebekler getir,
Unutma e mi?

Sonra oyuncakçi amca,
Senden aldigim tüfekleri,
Bozarak onlardan kus yaptim,
Bana kizmazsin degil mi?

ABDÜLKADIR BULUT

EKMEK

Çiftçi sürer tarlayi
Sonra eker bugdayi
Boy verir azar azar
Saplar gittikçe uzar
Basaklar olgunlasir
Içleri dolgunlasir

Yazin artinca sicak
Sararir her bir basak
Biçerler ekinleri
Senlenir harman yeri
Olup bitince harman
Ayrilir bugday saptan

Güzel kokulu ekmek
Olmaz seni sevmemek
Sensin yemeklere bas
Her yemege arkadas

HASAN ALI YÜCEL


ATATÜRK

Türk'ü ölümden
O'dur kurtaran
O'dur yeniden
Türklügü kuran
Bu memleketi
Cumhuriyeti
Atatürk etti
Bize armagan

HASAN ALI YÜCEL

BAYRAGIM

Atalarim gökten yere
Indirmisler ay yildizi
Bir buluta sarmislar ki
Rengi safaktan kirmizi
Onun ates kirmizisi
Ne gelincik, ne gülden
Türk oglunun öz kanidir
Ona bu al rengi veren

Ay yildizi, gökyüzünün
Ayla yildizindan yüksek
Türk'ün alin yazisidir
Türktür onu yüceltecek
Vazifemdir bayragimi
Üstün tutmak her bayraktan
Can veririm kan dökerim
Vazgeçemem ben bu haktan

HASAN ALI YÜCEL

ATATÜRK VE CUMHURIYET

Birgün sordum babama
Atatürk neden büyük?
Çocugum, dedi bana
O'nu seviyor her Türk

Çok kötü bir zamandi
Uçurumdaydi vatan
O büyük kahramandi
Yurdumuzu kurtaran

O'nu biz degil yalniz
Üstün tanir her millet
En büyük eseridir
Kurdugu Cumhuriyet

Kalbimiz sevgi dolu
Yol gösteren o Türk'e
Yolumuz onun yolu
Bagliyiz Atatürk'e

I. HAKKI TALAS


KÖY ÖGRETMENLERI

Yurdumuz uçsuz bucaksiz
Gökte yildiz kadar köylerimiz var
Ama uzak ama harap ama garipsi
Alin benim gönlümden de o kadar

Uçsuz bucaksiz köylerimizde kuslar gibi
Her sabah çocuklar size uçar
Ama küçük, ama büyüyen, ama güleç
Alin benim gönlümden de o kadar

Siz kara göklerin yildizlari
Isitin yurdumuzu sabaha kadar
Ama düse kalka, ama yigit, ama umutlu
Alin benim gönlümden de o kadar...

CAHIT KÜLEBI

DÜNYAYI VERELIM ÇOCUKLARA

Dünyayi verelim çocuklara hiç degilse bir günlügüne
alli pullu bir balon gibi verelim oynasinlar
oynasinlar türküler söyliyerek yildizlarin arasinda
dünyayi çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sicacik bir ekmek somunu gibi
hiç degilse bir günlügüne doysunlar
bir günlük de olsa ögrensin dünya arkadasligi
çocuklar dünyayi alacak elimizden
ölümsüz agaçlar dikecekler

NÂZIM HIKMET

MASALLARIN MASALI

Su basinda durmusuz
çinarla ben.
Suda suretimiz çikiyor
çinarla benim.
Suyun savki vuruyor bize,
çinarla bana.

Su basinda durmusuz
çinarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çikiyor
çinarla benim bir de kedinin.
Suyun savki vuruyor bize
çinara, bana, bir de kediye.

Su basinda durmusuz
çinar, ben, kedi, bir de günes.
Suda suretimiz çikiyor
çinarin, benim, kedinin, bir de günesin.
Suyun savki vuruyor bize
çinara, bana, kediye, bir de günese.

Su basinda durmusuz
çinar, ben, kedi, günes, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çikiyor,
çinarin, benim, kedinin, günesin, bir de ömrümüzün.
Suyun savki vuruyor bize
çinara, bana, kediye, günese, bir de ömrümüze.

Su basinda durmusuz.
Önce kedi gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gidecegim
kaybolacak suda suretim.
Sonra çinar gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
günes kalacak,
sonra o da gidecek.

Su basinda durmusuz
çinar, ben, kedi, günes, bir de ömrümüz.
Su serin,
çinar ulu,
ben siir yaziyorum,
kedi uyukluyor,
günes sicak,
çok sükür yasiyoruz.
Suyun savki vuruyor bize
çinara, bana, kediye, günese, bir de ömrümüze.

NAZIM HIKMET


AGAÇ DIYOR KI

Ben küçücük bir agacim
Yurdumun bir bahçesinde
Topraklar tüterken görün
Dallarim çiçeklesin de.

Her seyimle yararliyim
Insanogluna dünyada
Çiçegim, yapragim, gölgem
Iri dalli zerdalimle.

Kuslar mutlu sarkisini
Hep dalimda söylerler
Sen arilar vizir vizir
Kokuma kosup gelirler.

Sakin, sakin dalimizi;
Çocuklar çekip kirmayin.
Çakinizla gövdemizde
Derin yaralar açmayin.

HALIM YAGCIOGLU

http://www.milliyet.com.tr/ozel/edebiyat/cocuksiiri/

ÇOCUK VE SIIR

Dr. Giyasettin AYTAS


Genellikle insan hayatinin 0-16 yas dönemi çocuk olarak nitelendirmektedir. Ancak, bu dönem, kimi zaman biyolojik gelisime ile psikolojik gelismesi esit düzeyde gerçeklesmeyebilir. Biyolojik açidan çocuk, ancak anlama ve algilama düzeyi açisindan yetiskin, bedenen olgun olmakla birlikte, anlama ve algilama düzeyi açisindan çocuk olanlara da rastlayabiliriz. Bu noktadan hareketle çocugu su sekilde tanimlamak mümkündür: Duygu, düsünce, hayal ve zevklerin, olgun insanlardan farkli bir sekilde algilandigi dönemdir.
Çocugun hayal dünyasinda gezinmek, onu gerçek anlamda tanimak demektir. Kendine özgü bir dünyasi olan çocuk, çogu zaman bu dünyasini paylasmak istemez, kimsenin çocuk dünyasina müdahalesinden hoslanmaz. Safligin, durulugun ve temizligin sembolü olan çocuk, zamani kendi içinde bölümleyen, ona farkli bir sekilde bakan, gerçek olanla, gerçegin disinda gerçegimsi dünyayi ayni zaman dilimi içinde yasamasini bilen biridir.
Çocuk ve siir, bu iki kavram birbirine ancak bu kadar yaklasabilir ve yakisabilir. Ruh dünyasinin derinliklerinde sekillenen ve kelimelerle adlandirilan siir, çocugun hayal dünyasindaki zenginlikle esdegerdir. Bu yüzden siirin özünde, çocugun ve çocukça bir dünyanin safligini ve temizligi vardir.
Siir duygulara hitap eden, orada kök salip yeseren, meyvesini hayallerle süsleyip, ahenkle sergileyen bir sanattir. Bu sanatin araç ve amaç olarak kullanimi, diger edebi türlerden farkli ve özel bir yere sahiptir. Hele söz konusu çocuk siiri olunca, bu konu bizim için daha çok önem kazanmakta ve üzerinde uzun uzun düsünülmesi gerekmektedir.
Çocuk siirlerinde ele alinan temalar açisindan baktigimizda, dünya edebiyatinda daha çok pastoral ve didaktik siir anlayisinin hakim oldugu görülmektedir. Bizim edebiyatimizda da buna yakin bir durum görülmekle birlikte, didaktik siir anlayisinin daha hakim tema olarak çocuk siirine yansidigini söyleyebiliriz. Sözlü edebiyat döneminde masallar, tekerlemeler ve ninnilerin de ayni nitelikler tasimis olmasi dikkat çekicidir. Buradan da anlasilacagi gibi, öteden beri çocuk genellikle, egitilmesi gereken biri olarak algilanmis, dolayisiyla siirlerin de temasi ve konusu bu yönde agirlik kazanmistir.
Türk edebiyatinda, çocuklara yönelik siirin iki ayri yönde gelistigini görüyoruz. Birinci gruptaki siirler genellikle, çocuk duyarliligini yansitan ve tamamen çocuk için yazilmis siirler; ikinci grupta yer alan siirler ise, daha çok çocugu ele alan ve çocuktan söz eden siirlerdir. Edebi gelenegimize baktigimizda, ikinci gruba dahil olan siirlerin daha büyük bir yekun tuttugunu görmekteyiz.
Türk edebiyatinin ilk dönemlerinde, çocuk için siirlerin varligi veya çocuklara yönelik siir yazilip yazilmadigi hakkinda kesin bilgiye sahip degiliz. Çocuktan söz eden siir örneklerine ilk defa Islâmiyet’in kabulünden sonraki dönemde rastliyoruz. Bu dönemde, sairlerimizin daha çok çocugu malzeme olarak kullanarak siirler yazdiklarini, siirlerde, çocuga birtakim davranislari kazandirma, ahlak kurallarini benimsetme, onlari egitme arayislari içinde olduklarini görüyoruz.
Divan edebiyati döneminde, çocugun yeterince dikkate alinmamasinin en önemli nedeni, onun terbiye edilecek, büyüklerinin gözetiminde yetisecek ve gelisecek bir varlik olarak görülmesidir. Çocuklara yönelik yazilan az sayidaki siirde ise, çocuk siiri adina beklenen özelliklere imkansizlasmistir.
Çocuk, hayal ve masal ülkesinin sehzadesidir. O, kendince çizdigi bu diyarda dünyalar kurar, kendince sekillendirir. Siir de bu özel yapisindan ötürü çocuga en çok yakisan bir türdür. Bu yüzden çocuk için yazilan edebi eserlerde, özellikle siirde, bu dünyayi göz ardi etmemek gerekir.
Batililasma sürecimizin önemli bir dönüm noktasi olarak kabul edilen Tanzimat Fermani’nin ilani, siyasi hayatimizla birlikte sosyal hayatimizi da yakindan etkilemis; aile kurumumuz ise bu degisimden en büyük payi almistir. Ailenin önemli yapi taslarindan biri olan çocuk bu gelismelere paralel olarak aile içinde fark edilmeye baslanmistir. Batiyi yakindan izlemek, batili eserlerden yola çikarak, yeni eserler yazamaya yönelen edebiyatçilarimiz, bizim için o zamana kadar dikkate alinmayan çocugu kesfetmis, daha dogrusu çocuklar için bir edebiyatin farkina varmislardir.
Tanzimat dönemi sairleri, önceleri çeviri, daha sonra da adapte veya telif eserler yoluyla Türkçe’mize kazandirdiklari Bati edebiyatinin “fabl” türündeki siirlerini, gerçek anlamda çocuk siirine geçisin ilk habercisi olarak degerlendirebiliriz. Sinasi’nin La Fontaine’den çevirdigi “Kurt ile Kuzu Hikâyesi”, kendisinin yazdigi “Esek ile Tilki”, “Karakus Yavrusu ile Karga”, “Ari ile Sivrisinek” gibi eserleri; Reca'izade Ekrem’in La Fontaine'den çevirdigi fabllar ve sonradan ölen oglu Nijat için yazdigi siirler; Muallim Naci’nin “Kuzu”, “Kirlangiç”, “Avci”, “Oduncu ile Azrail” gibi manzumeleri; Nabizade Nazim’in “Bir Sansar ile Horoz ve Tavuk” adli eserlerini dönemin çocuk siirleri açisindan ilk örnekler, çocuk siirinin ilk habercileri olarak sayabiliriz.
Çocuklar için gerçek temsilcisi, sadece çocuklara ve onlarin diliyle siir yazan Tevfik Fikret’in Sermin adli eserindeki siirlerini, çocuk psikolojisine ve modern egitim anlayisina daha uygun düstügünü görürüz. Sair, bu kitabinda yer alan siirlerde, genellikle ahlâkli olmanin, bencillikten kurtulmanin, yoksul ve sakatlara yardim etmenin geregini asilamak, çocuklara is ve sanati sevdirmek ister. Bu kitabinda ötürü Türk Edebiyatinda ilk çocuk siiri yazan kisi Tevfik Fikret’tir diyoruz. Fikret, daha önceki sairlerden farkli olarak, çocugu araç olarak kullanmamis, çocugun ruh dünyasina inerek, onu onun dilinde anlatmaya çalismistir.
Çocuklar için siir yazma girisimleri, ülkemizde anaokullarinin faaliyete basladigi yillarda daha çok arttigi gözlenmektedir. Çocuklara yönelik siirin edebiyat hayatimizdaki boslugunu gören, Istanbul Darülmuallim Müdürlerinden Sâti Bey, dönemin edebiyatçilarina ve bestecilerine konunun önemini anlatmis ve kendilerinden bu alanda eser vermelerini istemistir. Bunun üzerine birçok sanatçi ve edebiyatçi, çocuklara yönelik siirleri kaleme almaya basladilar.
Çocuk edebiyati alaninda ilk ciddi çalismalari ve yönelimleri sergileyen I. Alâattin Gövsa, Çocuk Siirleri adiyla yayimladigi siir kitabinda, kendi yazdigi siirlerinin yaninda, La Fontaine'den yaptigi çevirileri de koymustur. Siirlerinde daha çok vatan, kahramanlik, tabiat ve ahlâk gibi temalara yer vermistir. Dönemin önemli sairlerinden olan Ali Ulvi Elöve ise, Çocuklarimiza Nesîdeler, adli siir kitabinda La Fontaine, Victor Hugo ve Lamartine'den yaptigi siir çevirilerinin yaninda, ilhamini yine bu sairlerden aldigi siirlere de kitabinda yer vermistir.
Millî Edebiyat dönemi içinde yer alan sairler arasinda çocuklar yönelik siir yazan, veya yazdiklari ile çocuk siirine dolayli olarak katkida bulunan sairlerimiz olmustur. Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp, Fuat Köprülü, Kâzim Nami Duru, Celâl Sahir Erozan, Ahmet Cevat Emre, Ismail Hikmet Ertaylan, Fazil Ahmet Aykaç gibi sairlerimiz, akici ve duru bir dille yazmis olduklari siirler ile uzun yillar bu alandaki boslugu doldurmaya çalismislardir. Özellikle Ziya Gökalp'in çocuklar için sade bir dille yazdigi “Kizil Elma” “Yeni Hayat”, “Altin Isik” adli siirlerinde, çocuklara milli ve manevi degerlerimizi benimsetmeyi amaçlamistir. Yine ayni dönemin sanatçilarindan M. E. Yurdakul'un siirleri de didaktik özellik tasidigi görülür. Fuat Köprülü, çocuklara yönelik yazmis oldugu siirlerini “Mektep Siirleri” adli bir kitabinda bir araya getirmistir. Bunlarin disinda, dönemin birçok sairi çocuklara yönelik siirler yazdiklari, bu siirlerde daha çok ögretici ögeleri ön plana çikardiklarini görmekteyiz.
Cumhuriyet’in ilk yillarinda, çocuk siirleri alanina egilen sanatçilarimizdan Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy, Rusen Esref Ünaydin, Enis Behiç Koryürek, Samih Rifati ve Faruk Nafiz Çamlibel’in adlarini saymak mümkündür. Harf Inkilabi ile birlikte birçok sairimiz, degisik konularda ve seviyelerde çocuklara yönelik siirler kaleme almislardir. Bu sairlerimiz arasinda Hasan Âli Yücel, Vasfi Mahir Kocatürk, Necmettin Halil Onan, Orhan Saik Gökyay, Necmettin Halil Onan, Ömer Bedrettin Usakli, Kemâlettin Kamu, Halide Nusret Zorlutuna, Behçet Kemal Çaglar, Emin Recep Gürel, Faruk Gürtunca, Ilhami Bekir Tez ve Galip Nasit Ari’yi sayabiliriz. Bu sairlerimizin disinda, Ceyhun Atuf Kansu, Ibrahim Zeki Burdurlu, Halim Yagcioglu, Hasan Simsek gibi sairlerimiz de, çocuk siirine egilen sairlerimizden olmuslardir.
Bu noktada siirin çocuk için ne ifade ettigi üzerinde durmanin geregine inaniyoruz. Kimi arastirmacilar, siirin çocuk için olani, büyük için olani diye bir ayrima karsi çikmakla birlikte, çocuk kavraminin niteligi bizi böyle bir ayrima itmektedir. Eger bir çocuk siirinden söz etmek mecburiyetinde isek, bu siirin niteliklerini de belirlememiz gerekmektedir.
Siirde ahengi saglayan unsurlarin basinda gelen ritim, çocuk siiri için de vazgeçilmez önemli bir unsur olmalidir. Çocuklara yönelik yazilacak olan siirlerde ölçü ve kafiyenin göz ardi edilmemesi gerekir. Mümkünse kafiyeler belirli olmali ve belirli bir sistem içerisinde siirde yer almalidir.
Siiri meydana getiren his, hayal ve fikir unsurlari, çocuk siirlerinde farkli sekilde yer almasi gerekmektedir. Çocuklarin ruh ve beden gelisimlerine paralel olarak yazilan siirlerde yer alan düsünceler yalin, anlatimlar sade ve fikirler bütünlük içerisinde olmalidir. Asiri benzetme ve sanatli anlatimlarda uzak durulmali, yapilan sanatsal benzetmelerde, çocuklarin birikimleri göz önünde bulundurulmalidir.
Çocuk, hayalleri ile yasayan ve bu hayallerini paylasmaktan çok hoslanan bir varliktir. Ancak, çocuga göre yazilan eserlerde ve bu eserler içerisinde siirde, ölçüyü kaçirmamak, mümkün oldugunca dengeli bir yol izlemek gereklidir. Her ne kadar çocuk gerçek dünyanin sinirlarini zaman zaman zorlasa bile, gerçeklik ve yasadiklari ile elde ettiklerinden yola çikan çocugun, bu yönü siirde özellikle dikkate alinmasi gereken bir özelliktir. Hayal ve duygular çocuklarin yasanti sinirlarini asmamali, mümkünse bu unsurlarla olaylar arasinda güçlü bir baglanti kurulmalidir.
Sekil de çocuk siirinde önemli bir unsurdur. Misralar kisa, cümle düzeni kuralli ve dengeli olmalidir. Bazi misralarin aynen tekrari ile bir ahenk zenginligi saglamak da mümkündür. Siirde, genellikle yasama sevinci, aile sevgisi, tabiat, yurt ve millet sevgisi, güzellik duygusu gibi temalar yer almalidir. Çocuk siirinde her türlü olumsuzluktan uzak kaçinilmalidir.
Siirler, iyi seçilmis bir üslupta ve çocuga uygun çagrisimlardan yola çikilarak verilmelidir. Mümkünse çocuk siirlerinde özne ve yüklemin tek olmalidir. Siirlerde dil zenginligi ve bu zenginligin tanidigi imkanlar ölçüsünde çocuklara, ana dili kullanma aliskanligini gelistirici bir üslup tercih edilmeli, argo söyleyisler, bol mecaz ve istiarelerden kaçinilmalidir. Çocuklarin kullanmakta güçlük çektigi edat ve baglaçlar siirde yer almamalidir.
Çocugun iyide, güzelde, dogruda birlesmesi, gelismesi ve bu konuda yeni görüsler, fikirler üretebilmesi için, çocuk siirlerinin muhtevalarina özel bir önem verilmelidir. Çocuga gerçek bir hayati, gerçegin disinda sunmak için özel bir gayret gösterilmemeli, eger böyle bir anlatim yolu tercih edilecekse, gerçegin disindaki hayattan gerçege dogru gelinmelidir. Temalar muhtevayi zenginlestirici nitelikte olmali, çocugun algilama, yorumlama ve karsilastirma yetenegini gelistirici bir özellik tasimalidir.
Çocuk siirlerinin nicelikleri konusunda, geçmise nazaran çok daha ileri seviyelerde bulunuldugunu görüyoruz. Özellikle baski teknolojisindeki gelismeler, kagidin kalitesi, görsel malzemenin kullanimi çocuklara yönelik yazilan eserlerde niceligi artiran önemli unsurlardir. Onun içindir ki, daha önce ifade edildigi gibi bir çocuk kitabi nicelik bakimindan çocugun yas ve bilgi seviyesine uygun olmasina özen gösterilmelidir. Asiriliklarin önüne geçilmeli, çocugun göz zevki istismar edilmemelidir.
Sair, siirde kendi çocuk dünyasindan izler yasatmak yerine, kendisini çocugun yerine koyarak ve ona onun diliyle hitap ettigi oranda, çocuk siirinde basarili olur. Sadece çocuktan söz ettigi için, günümüzde hiç de çocuk için uygun olmayan birçok siirin çocuk siiri olarak kabul edilmesi yanlisligindan artik kurtulmak gerekmektedir. Çocuklar için hazirlanmis siir antolojileri incelendiginde bu durum daha net görülmektedir.
Son olarak diyebiliriz ki, çocuk için siir yazmadan önce, çocugun dünyasini kesfetmek, onun dilini ve anlatimini benimsemek, her seyden önce çocugu anlamak gerekir. Yoksa , daha önce de bahsettigimiz gibi, ya çocuktan bahsettigi için veya basit söyleyise sahip oldugu için bazi siirleri çocuk siiri saymak yanlisligina düseriz.

Hece Aylik Edebiyat Dergisi (Türk Siiri Özel Sayisi), Yil: 5, S. 53-54-55, Ankara 2001


http://w3.gazi.edu.tr/web/giyaytas/cocukvvesiir.htm

Geri
Ayşegül Aygün
Geziyorum Eğleniyorum
Ayşegül Aygün
Ebru As
Derinlik
Ebru As
Gonca Sağlık
Doyasıya Anneyim
Gonca Sağlık
Gökçen Kaan
Anne Gözüyle
Gökçen Kaan
Gül Deliktaş
Âlâ
Gül Deliktaş
Müge Maraşlı
Psikolog Anne Olmak
Müge Maraşlı
Nimet Pamukçuoğlu
Nimet Anne
Nimet Pamukçuoğlu
Nurten Ortapolat
Ne Siyah - Ne Beyaz
Nurten Ortapolat
Pelin Gezeryel
Efeciğin Annesi
Pelin Gezeryel
Pınar Erentürk
123 Sobe
Pınar Erentürk
Sermin Kumdakçı
Çocuk Gelişim Bölümü
Sermin Kumdakçı
Tülin Akyıldız
Açık Kapı
Tülin Akyıldız
Umut Yaşar
Sevgi Çiçeklerimizin Armonisi
Umut Yaşar
Zeynep Yağız
Bir Alışveriş Bir Fiş
Zeynep Yağız