Efe'ciğin Annesi


ANNE OLMAK VE AŞURE


Geçtiğimiz ay aşure ayı idi. Evimizde bir araya kattığımız azıcık nohut, fasulye, buğday vb. gıdaları kaynatırız beraber bir şerbet gibi. Çıkar ortaya bir apartmana yedirecek kadar aşure… Ben bayılırım aşureye. Kimin aklına gelir ki bakliyatların bir araya gelerek böylesi güzel bir tatlıyı ortaya çıkarabileceği.

Bu benim ilk köşe yazım olacak ve sevgili arkadaşım Gökçen’e bana böyle güzel bir fırsat verdiği için buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Şimdi diyeceksiniz ki, anne olmayı anladık ta aşure de nerden çıktı. Haklısınız aslında yan yana gelince anlamsız bir birliktelik gibi gelebilir size. Ama inanın şimdi size anlatmaya başlayınca bana hak vereceksiniz.

Anne olmaya karar verdiğimde evliliğimde 4. seneme girmek üzereydim. Zor bir karardı benim için başka bir insandan sorumlu olmak. Eminim ki, bir çoğumuz aynı kararı verirken benim gibi düşünmüştür. Ama gördüm ki, anne olmak harika bir duyguymuş. Babalara üzülmüyor değilim hani hamilelik ve emzirme dönemini hiç yaşayamayacakları için

Dedim ya başta aşureyi çok severim diye. Sevmeyenler hadi canım sen de diyecekler belki. Ama bakın aşure ben de neyi çağrıştırıyor artık. Pek zor pişen ve sert olan bakliyatlar aslında nasıl da hoş bir tatlı haline geliveriyorlar. Sonra dayanamayıp kase kase üzerine misler gibi tarçın döküp yiyiveriyorsunuz. İşte anne olmak ta tıpkı aşure yemek gibi gelmeye başladı bana. Hem zor hem sert, tatlı hem de çok tatlı tadına doyum olmaz derece de…

Aşureyi çok severim çünkü ben anneyim